Menü En Politik
İrfan Sönmez

İrfan Sönmez

Tarih: 24.03.2026 15:40

SÜRECİ ANLAMAK

Facebook Twitter Linked-in

"Terörsüz Türkiye"diye pazarlanan sürecin gerçekte ne olduğunu anlamak için Tuncer Bakırhan ile Tom Barract'ı takip etmek kafi.

Nevruz kutlamalarında Bakırhan süreçten ne beklediklerini açık açık ortaya koydu:Kürtçenin resmi dil olması, vatandaşlık tanımının değiştirilmesi, Kürtlere statü,yani anayasada kurucu unsur veya ulus olarak zikredilmesi ve tabi yerel yönetimlerin özerkleştirilmesi.

Tom Barract ise: "Bu süreç herkesi bir araya getirecek,Kürtlerin kendi yaşamlarını kendilerinin belirlemesine imkan tanıma fırsatı doğuracak," diyerek, daha vahim bir kurgudan söz etti. Bu sözlerden anlaşılması gerekenler basit; dört ülkeye yayılmış Kürtler bu süreçle birleştirilip, kendi geleceklerini belirlemeleri sağlanacak. Bu bağımsızlık yahut en azından özerkliktir.Bunu da AKP/MHP önderliğinde yapacaklar.

Brract'ın aynı konuşmada bir başka dikkat çekici ifadesi daha var:" Bu işi yani dört parçayı birleştirme işini ancak bir kişi gerçekleştirebilir" diyerek Öcalan'ı işaret etti.

Bilal Şimşir, "Kürtçülük" isimli önemli eserinde, Milli Mücadele döneminde İngilizlerin Kürtleri ayaklandıracak bir lider aradıklarını, bir dönem Seyit Abdülkadir ile temas ettiklerini ama toplumsal karşılığı olmadığını görünce emellerini gerçekleştiremediklerini anlatır. Barract'ın açıklaması İngilizlerin arayıp bulamadığını kendilerinin bulduğunu gösteriyor. Apo'ya statü diyenlerin de, ona bu liderliği pekiştirecek bir rütbe arayışına girdiklerini ve bu plana destek verdiklerini ortaya koyuyor.

Belli ki, bu süreçte Öcalan ismi iyice parlatılarak öne çıkarılacak,liderliğinin tüm Kürtleri kapsaması için PR çalışması yapılacak, bu kabul ve rıza sağlandıktan sonra Kürtler,Türkiye çatısı altında özerk bir yönetim altında birleştirilip, uygun bir konjonktürde de referandum yoluyla ayrı bir siyasi birim/devlet haline getirilecek. Bu, bir ülkenin kendi kendisini yıkıp,parçalamasıdır. Bunu sadece Barract söylemiyor, ikide bir Türk,Kürt,Arap birliğinden bahsedenler de aslında aynı planı seslendiriyorlar. Zira Türk,Kürt,Arap birliği ancak Barract'ın işaret ettiği planın tatbik edilmesi ile mümkün olur. Geçmişte CB Erdoğan'ın şehir şehir dolaşıp "Osmanlı'da da Kürdistan vardı" deyişini hatırlayın. Bu sözler laf olsun diye söylenmemişti. Oslo görüşmelerinde Hakan Fidan, önce merkezin bazı yetkilerinin valilere, toplum alıştıktan sonra belediye başkanlarına devredileceğini söylemiş, o zaman istedikleri dilde eğitim yapabileceklerini sözlerine eklemişti. Bu il düzeyinde özerklik demekti. Aradan 16 yıldan fazla bir süre geçti, plan yine aynı plan. O tarihte aceleci PKK'lılara, Fidan;" acele etmeyin halkın alıştırılması lazım" demişti. Demek ki, alıştırma süreci bitmiş,halkın beklenen kıvama geldiğine karar verilmiş. Yoksa böyle kolay kolay Öcalan meddahlığı yapamazlardı.

Bu plan 1965'de ABD tarafından Demirel'e teklif edildi, Demirel, Genel Kurmay'ın görüşünü alarak bu planı reddetti.Çünkü bölücülük önce Türkiye'nin kanatları altında kuluçkaya yatırılacak,devlet olma olgunluğuna eriştikten sonra bizden de toprak kopararak ayrı bir devlet haline getirilecekti. O tarihte ABD taleplerinin hedefini anlayan bir devlet aklı vardı. Bu plana direnecek asker sivil çevreler vardı. Bugün o çevrelerin çoğu elimine edildi. Geçmişte ülke işgal görmesin diye canlarını feda eden milliyetçilerin bir kısmı bile ikna edildi. Dün vatan bölünmesin diye vücutlarını siper edenler bugün gözü kapalı bir şekilde bölücülerin peşinden koşuyor. Bizi meyus eden de budur. Umudumuz, güvencemiz bu milletin eşsiz basiretidir. Genelleme yaparak bütün Kürtlerin bu sürece destek vereceğini düşünmek kendi insanımıza güvensizliktir. PKK'yı en iyi bölge halkı tanıyor. Onun emellerine ket vuracak olanlar da onlardır. Milletimizin basireti derken bu oyunu bozacak olan soy kökünden bağımsız olarak tüm ülke halkını kastediyorum. Bu ülke insanına güvenelim.


 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —