İrfan Sönmez

Tarih: 13.02.2026 12:56

AHDE VEFA VE PARTİ DEĞİŞTİRMEK

Facebook Twitter Linked-in

Eskiden de parti değiştirmeler vardı ama bu kadar yaygın ve bu kadar maksatlı değildi.Maksattan kastım, istifa edenlerden ziyade, onları istifa ettirenlerin varmak istedikleri hedeftir.

Önceki istifalar daha çok şahsi, şimdiki istifalar ise daha çok yönlendirmelidir. Biricik hedef;- pahası ne olursa olsun- iktidarda kalmak. Böyle olunca da  hiç bir ölçü dikkate alınmıyor.

Bir partiden seçime giren kişi o parti ve seçmeni ile aslında bir akit yapmaktadır. Bu, o parti  ve seçmeni ile bir nevi sadakat sözleşmesidir.Seçilen, kendini seçen yüz binlere  konumu/siyasi tutumu ile ilgili bir söz vermektedir. Herhangi bir aday, seçmenin karşısına" seçildikten sonra parti değiştireceğim" diye  çıkamaz. Tam tersine parti mensubiyetine seçmeni ikna etmek zorundadır. Zira vatandaş tercihini kullanırken, "seni sen olduğun için değil, partilim olduğun,seçiyorum" demekte, seçilen de bu güveni vererek oy almaktadır.

Bu akitleşme özellikle seçilen açısından bağlayıcıdır. Gerek yüce dinimiz, gerekse evrensel hukuk ahde vefaya büyük önem verir. Şanlı Peygamberimiz,"ahde güzel bir vefa göstermek imandandır," der.Vefasızlığı bir inanç ve ahlak zaafı olarak görür.Bu vefa, akit yapılan herkes içindir.Bir kişi veya toplulukla akitleşmişseniz dinine, mezhebine, meşrebine bakmadan buna uymak ahlaki bir yükümlülüktür. Uymamak ise sözde durmamaktır ve münafıklık alameti olarak görülür.

Ulusal ve uluslararası hukukta ahde vefa, Pacta sunt servanta (anlaşmalara uyulmalıdır) ilkesi ile ifade edilir.Sözleşmeye taraf olanlar için bağlayıcı ve temel bir hukuk kaidesidir.

İnsanların zamanla görüşleri, düşünceleri,tercihleri değişebilir.Bu gibi durumlarda dahi parti  değiştirmek hoş görülmez. Kişinin kendine bir post çıkarma  veya paçasını kurtarma amacı olmadıkça  böyle geçişler tolere edilebilir. Çünkü toplum, sırtına alarak bir yere taşıdığı kişilerden, verdiği destek ve emeğe saygı bekler.Döktüğü terin başkalarına meze olmasını içine sindiremez."Ben gidiyorum" diyen kendini seçenlerin koyduğu emek sermayesini alıp götürüp başkalarına vermektedir. Bundan daha kötüsü transfer yoluyla -bu oy hırsızlığının/dolandırıcılığının-teşvik edilmesidir. Halkın vermediğini türlü oyunlarla almaktır.Sandıkta oy çalmak ne ise, bu yöntemi kullanmakta odur.

Bu pervane misali dönüşlerde en büyük fatura siyasete çıkmaktadır.Toplum siyasetçiye olan güvenini kaybetmekte,ya demoralize olmakta,yahut başka arayışlara girmektedir. Başka arayışlar; siyaset dışı yollar, çatışma ve iç kargaşadır. Oysa siyasetçi, siyasete olan güveni hep diri tutmalı,duruş ve tutumu ile güven vermelidir. 

Bu çizgide yürüyenlerin bazıları bir de "ülkücülere babalık yapacağız" demiyorlar mı? Ülkücülerin böyle kılavuzlara ihtiyacı yok. Onların kılavuzu, yüce dinimiz, tarihimizin örnek şahsiyetleri, ülke ve milletimizin menfaatleridir. Ne yazık ki, siyasette en çok bu tipler öne çıkmaktadır. Liderler, etraflarına örülen duvarları aşamamakta, bu tipler ya fetbazlıkla yahut önlerde olan birinin sırtına binerek hedeflerine ulaşmakta, işleri bitince de ilk fırsatta velinimetlerini sırtından vurmaktadırlar.

Çıkarcılık, karakter zayıflığı veya yolsuzluk iddiaları din, milliyetçilik veya ülkücülükle örtülemez. Kimse, kirini, pasını,menfaatperestliğini bu değerlerle kapatamaz. Bu gidiş- gelişler ister istemez partileri farklı düşüncelere kapalı hale getirmekte, ittifakları, iş birliklerini engellemektedir. Herkesi kucaklayan partilerin yerini, ideolojilere göre ayrışmış, toplumun diğer katmanlarına kapanmış partiler almaktadır.Kabile particiliği uluslaşmayı, asgari müştereklerde  buluşmayı da zorlaştırmakta, neticede bu saflaşma düşmanlaşmaya kadar gitmekte,toplumda derin çatlaklar oluşmaktadır.Oysa köprüleri atmamak, her zaman bir araya gelebilecek yolları açık tutmak gerekir. Bundan hem toplum hem de itibarı dibe vurmuş siyasetçiler kazanır.

Kısacası,seçmenine ihanet edenin de, ona kucak açanın da ahlakı yoktur. 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —