Menü En Politik
İrfan Sönmez

İrfan Sönmez

Tarih: 13.03.2026 13:54

BİLGİ VE ENFORMASYON SAVAŞI

Facebook Twitter Linked-in

ABD ve İsrail'in İran'a saldırısı iki haftayı buldu.

ABD/İsrail propagandasının tesirinde kalanlar, savaşın bir-iki günde biteceğini sanıyorlardı. O yönde açıklama yapanlar da oldu. Ama hepsi birden yanıldılar. Tarihi derinliği olan toplumları yutmak kolay değildir. İran içe dönük baskıcı rejimine rağmen tarihi kökleri derinlerde olan bir ülke. Onca saldırıya, tahribata direnmesinin arkasında bu geçmişin izleri var.

İran'a atılan füzelerin yıktığı tesislerin görüntülerini her gün filim seyreder gibi seyrediyoruz. Kışlalar, petrol rafinerileri, havalimanları,gemiler,füze rampaları ile savaş hukukuna göre koruma altında olan okullar, hastaneler vuruluyor. 170 çocuğun nasıl bir gaddarlığa kurban gittiğini hep birlikte gördük.

Bu yayınlara dikkatle bakıldığında, bir tek taraflılığın olduğu hemen göze çarpıyor.

İran'da yıkılan her hedefi TV kanallarının yayınlarından, ajansların haberlerinden görebiliyor veya duyabiliyorsunuz.Fakat aynı şey İsrail'de vurulan hedefler için söz konusu değil, en fazla gece saatlerinde Telaviv'e atılan füzelerin görüntüsü görsel medyaya yansıyor. Bu da şöyle bir imaj doğuruyor:İran yakılıp yıkılırken İsrail'e hiç bir şey olmuyor. Bunun İran halkı üzerinde yaratacağı etkiyi düşünebiliyor musunuz? Uluslararası haber ajansları bu yayınları ile adeta İran halkı ve yöneticileri üzerinde savaşı kaybettiniz psikolojisi üretmeye çalışıyor. Bir yenilgi duygusu oluşturabilirlerse İran yönetiminin iki kan emici vampire teslim olacağını umuyorlar.

Bu tek taraflı haber akışının sebebi açık:

Dünyanın ilk uluslararası haber ajansı Fransa merkezli AFP (Agengce France Presse-ilk adı HAVAS) 1835 yılında, ABD merkezli AP(Associated Press) 1846'da,İngiltere merkezli Reuters 1851 yılında kuruldu. Bu üç büyük ajans uzun yıllar dünya haber pazarına hakim oldular. Aldıkları haberleri -işleyerek- uluslararası kamuoyuna sundular. Savaşan taraflarla ilgili istedikleri kamuoyunu oluşturdular. Birinci Dünya Savaşı'nda ABD başlarda savaşın dışındaydı. Ama İngiltere merkezli Reuters cepheden öyle yayınlar yaptı ki, savaşa karşı olan ABD kamuoyunun Almanya'ya bakışını etkiledi,savaş karşıtı tutumunu zayıflatarak,ABD'nin savaşa girmesini etkileyen faktörlerden biri oldu.

İkinci Dünya Savaşında da ABD'ye giden haberler bu üç ajansın verdiği bilgilere dayanıyordu. ABD kamuoyu bu ajansların verdiği haberlerin etkisi altındaydı. Ajanslar bir taraftan Nazi karşıtlığı oluştururken, diğer taraftan savaşı dramatize ederek bir İngiltere sempatisi oluşturdular. Böylece kamuoyunu müdahaleye psikolojik olarak hazırladılar. Japonların ABD'ye yönelik Pearl Harbor saldırısı olunca da ABD Kongresi kolayca savaş ilanı kararı alabildi.

Ermeni tehciri ve Yunan işgali sırasında bu ajanslar-özellikle Reuters-Batı kamuoyunu Osmanlı aleyhine çevirecek haberler servis etti. Hıristiyan azınlıklara zulmedildiğini, Anadolu'da sistematik katliam yapıldığını yaydı.Bu haberler yüzünden Amerika'da Ermeniler için yardım kampanyaları başlatıldı,1919'da Berlin Barış Konferansı'nda Ermeni meselesi önemli bir gündem maddesi oldu. Osmanlı, bu ithamlara cevap verecek bir mekanizmaya sahip olmadığı için Batı kamuoyunun aleyhine dönmesine mani olamadı.

En az üç çeyrek asır bu üç ajans dünya kamuoyunu etkilediler. Hala da dünya haber pazarı bu öncü ajansların elinde. Dünya, kamuoyu oluşturmada habere ve bilgiye hakim olmanın değerini daha 1800'lü yıllarda kavramıştı, bizde ise ilk yerli ajans Osmanlı Telgraf Ajansı adıyla 1911'de kurulabildi. Alt yapı yetersizliği,haber pazarının üç büyük ajans tarafından paylaşılmış olması,ekonomik ve siyasi istikrarsızlık gibi sebeplerle başarılı olamadı. Ancak 1920'de kurulan Anadolu Ajansı Osmanlı tecrübesinden ders alarak daha başarılı bir yapılanma ile kalıcı oldu. Milli mücadelenin içte ve dışta anlatımında önemli katkılarda bulundu. Enformasyon savaşında Türkiye'nin en etkili silahı oldu.

Günümüzde artık savaşlar sadece cephede topla tüfekle verilmiyor.Bilgi ve enformasyon yoluyla toplumların etkilenmesi, moral ve motivasyonlarının çökertilmesi de savaşın bir parçası.Orduların attığı füzeleri, topları alıp hedef toplumun kalbine taşımak ajansların görevi. ABD/İsrail saldırılarının İran'da yarattığı tahribat işte bunun için köpürtülerek veriliyor. Yine işte bunun için İran'ın vurduğu hedefler aynı oranda haber konusu olmuyor. Kendini anlatacak aygıtlara sahip olmayan bir ülke, başkalarının giydirdiği imaja mahkum olur. Ağır haber bombardımanı altında gerçeği,yalanı ayırt edemez hale gelir. Bunu önlemenin yolu, bilgi ve enformasyon pazarında güçlü vasıtalara sahip olmaktır.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —