İrfan Sönmez

Tarih: 01.03.2026 16:47

BİR HATIRA VE TÜRK DÜŞMANLIĞI

Facebook Twitter Linked-in

70'li yılların sonuydu, Manisa'da öğrenciydim.

O tarihlerde İzmir'de Yeni Asır gazetesi çıkardı, bütün Ege'de en çok satan gazeteydi.

Gazetede mutlaka tavernaların, müzikhollerin, pavyonların,gazinoların reklamı da olurdu. Arka sayfa neredeyse buna ayrılmıştı. Bu gazeteyi alanın gözü mutlaka bu reklamlara da ilişirdi.

Reklamların hedef kitlesi tabi ki erkeklerdi. Onun için reklamlar daha çok yarı çıplak kadınların resimleri ile sunulurdu. Bu kadınların isimleri, genellikle Arzu, Alev,Sevda gibi toplumda çok tercih edilmeyen,feminen çağrışımlı  isimler olurdu.

Bir gün niçin diye kendime sordum: muhtemelen bu isimlerin hiç biri bu kadınların gerçek isimleri değildi. Ebeveynleri onlara  benzesinler diye, Hatice, Ayşe, Zeynep,Fatma, Bilge gibi isimler vermiş, ama bu ağa düşünce isimleri değiştirilmişti. Çünkü bu isimlerin çağrışımı ile o meslek yapılamazdı. Hatice veya Ayşe ile hangi şehvet çağrışımı yapılabilirdi? Onun için onları ağına düşürenler, kimliklerini, kişiliklerini değiştirmek için önce isimlerini değiştirdiler. Kimlik yıkımına buradan başladılar. Ayşe Alev olunca Ayşe'nin çağrışımı ile de, o isim altında yaşadığı geçmişle de ilişkisi kesiliyor, kişisel tarihinden koparak her yola elverişli hale geliyordu. Artık Ayşe adında bir geçmişi yoktu. Bu aynı zamanda evinden kopan kadınlar için bir gizlenme biçimiydi. İsimlerle kimlik arasında işte böylesine bir ilişki vardır.

Önceki gün, 27 Şubat 2025'te Apo'nun yaptığı çağrının yıl dönümü münasebetiyle yeni bir açıklaması yayınlandı. Aylardır şartsız olarak pazarlanan, Terörsüz Türkiye" tiyatrosunun bir yalan ve aldatmadan ibaret olduğu bir defa daha ortaya çıktı. Öcalan, açıklamasının bir yerinde şunları söylüyor:"Vatandaşlık ilişkisi, millete aidiyet üzerinden değil devletle bağ esas alınarak kurulmalıdır.Dininde, milliyetinde, düşüncesinde özgür olmayı temel alan bir özgür yurttaşlığı esas alıyoruz.Din ve dil empoze edilmediği gibi milliyet de edilmemelidir. Demokratik sınırlarda ve  devletin bütünlüğünü esas alan bir anayasal vatandaşlık ilişkisi dinsel,ideolojik,kimliksel ve milliyet varlığını özgürce ifade etme ve örgütlenme hakkını kapsar." Bundan on üç yıl önce, İmralı görüşmelerinde de aynı şeyleri söylüyordu.

Yani özet olarak diyor ki, vatandaşlık ile ilgili maddeyi değiştirin, Türklüğü anayasadan çıkarın, milleti isimsizleştirin, biz bu millete entegre olmak istemiyoruz. 

Bir topluluğu isimsizleştirmek o ismin arkasındaki tarihi, kültürü, sosyolojiyi silip atmaktır.Bir milletin ismi yoksa kendini neye, hangi tarihe isnat edecektir?İsimsizlik, tarihsizlik,kültürsüzlük, töresizlik, geleneksizlik  ve kimliksizlik demektir. Böyle bir halkı her yöne çevirmek, her tuzağa düşürmek mümkündür.Çünkü kimliğini, yani kıblesini, yön vericilerini kaybettirmiştir.İsmiyle ilişkisi kesilenin tarihi ve kimliği de yoktur.

Başa dönecek olursak, Ayşe'leri, Haticeleri, Zeynepleri, Aybikeleri Alev ve Arzu yapmak ne ise, bir milleti kimliğinin tanımı ve markası olan isminden etmek de odur.Öcalan, Türklükten vazgeçin,Ayşe'yi Alev,Fatma'yı Eftalya yapın  diyor, bazıları da hala toplumu iğfal etmek için,yalan söylüyor, Onun omuzlarına koyacak rütbe arıyor. Kötülüğü ödüllendirenler  er geç o kötülüğün kurbanı olurlar.Türklüğü barışa engel olarak görmek Türk milletine düşmanlıktır. 

Apo aynı Apo,bunu anlamak istemeyen bizleriz.


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —