İrfan Sönmez

Tarih: 12.01.2026 21:55

BU KAFAYLA MI?

Facebook Twitter Linked-in

YPG silah bırakmadı, müzakere yoluyla  da bırakmayacağı  anlaşılıyor.

Bahçeli, geçen yıl çağrı yaptığında, "PKK'nın bütün unsurları ile" silah bırakacağını söylemişti.

Bunun olmayacağı anlaşıldığına göre -komisyonu-  sürdürmenin bir gerekçesi kalmış mıdır?

Bu açık gerçeğe rağmen hala raporların birleştirilmesi, hangi yasalarda değişiklik yapılacağı konuşuluyor. Niçin?

Aslında Öcalan'la yapılan görüşmede de, -Öcalan'ın -YPG'nin silah bırakmasına yönelik -açık bir çağrısı olmadı.Oldu diyenler, bu sürecin öyle veya böyle sürmesini isteyenler. Yani YPG silah bıraksa da bırakmasa da yasal düzenlemeleri yapalım, devleti halkın talep ve beklentilerine göre değil, PKK ve bileşenlerinin beklentilerine göre yeniden şekillendirelim diyenler.

İşin bu noktaya geleceği belliydi. 

Apo'dan  medet ummak, Kürtlerin tamamını onun şemsiyesi altına itmek baştan beri hataydı.

Bu ülkede ne zaman Türk'le Kürtün kavgası oldu ki Apo denen kişi barışı sağlasın? Sonra bu iş ona mı düşmüş? O yokken toplumda etnik ayrışma mı vardı?  DEMP'in iki toplumu karşı karşıya getirmek ve bir Kürt düşmanlığı yaratmak için yaptığı tahriklere bile bu millet gelmedi.Verdiği şehitlerin acısını içine gömdü, birliğimiz bozulmasın diye  sabır silahını kuşandı. Kimseyi ötekileştirmedi. Çünkü bu milletin mayasında, töresinde, aynı kıbleye yönelen, aynı Allah'a secde edene düşmanlık yoktur. Fiili saldırıya uğramadıkça farklı din ve ideolojilerin mensuplarına da yoktur.

Kürt'le Türk kavga etmedi ki,birileri araya girip tarafları barıştırsın.

Son gelişmeler, aylardır iktidarı uyaran başta İYİ Parti lideri Dervişoğlu olmak üzere sürece karşı çıkan muhalefet partilerinin ne kadar haklı olduğunu gösterdi. 

PKK'nın da YPG'nin de patronu ABD ve İsrail'dir. Son derece yanlış ve kör bir politika ile Suriye'de merkezi yapı yok edilerek PKK/YPG'ye hayal bile edemeyeceği bir alan açıldı.Bugün YPG silah bıraksın diyenler dün Esat," gelin YPG'yi beraber yok edelim" dediği zaman buna hayır diyenlerdir. Bu ülkede particilikle putçuluk aynı anlama geldiği için kimse Suriye'nin bu hale gelmesinin en büyük sorumlusu olan bu hükümet ve onun geçmişteki sorumlularına hesap sormuyor. Mantık şu;" memleket bölünse de benim partim ve liderim doğru yoldadır." Bu zihniyet ülkeyi felaketin eşiğine getirmiştir.

Ne yazık ki, hala da ıslah olmadılar. Başımıza YPG'yi bela edenler şimdi de komisyona verdikleri raporlarla, bir Suriye'de burada yaratmak istiyorlar. Babacan," biz açığız, Anayasa'da vatandaşlıkla ilgili madde değişmeli, ana dilde eğitim olmalı" diyor. Davutoğlu' da bu iki konuda Babacan'la aynı düşünüyor. YRP lideri Erbakan, bir konuşmasında -ana dilde eğitim olmalı-demişti. Sonra o sözlerini bir daha tekrar etmedi. "Bir tarafta Türkçe bir tarafta Kürkçe eğitim olsun" diyenlerin bunu yapan ülkelerin yaşadıkları sorunlara çok vakıf olduklarını sanmıyorum. Kanada, Quebec bölgesine çıkardığı dil yasaları ile bu hakkı verdi, gidin bakın bakalım bu düzenleme iki toplumu birleştirdi mi, yoksa daha keskin ve derin hatlarla ayırdı mı? Aynısı Belçika'da da oldu, ülke dil bölgelerine ayrıldı. Belçika artık bütün bir devlet değil, birbirinden kopuk bölgelere ayrılmış parçalı bir devlet. ABD, eyaletlerden oluşmuş federal bir ülke, ama tüm eyaletlerde İngilizce konuşan Anglo Saksonlar çoğunlukta. Bu çoğunluğa sahip olmayan hiç bir bölgeye eyalet statüsü vermiyor. ABD'nin en az yüzde 15'i yabancı, dünyanın en demokratik ülkesi olarak geçinen ABD niçin en azından Hispanikler için iki dilli eğitime cevaz vermiyor?

Dil farklılaşması orta vadede iki toplumun bir birinden tamamen kopması ve birbirine yabancılaşması demektir.Şunu düşünün; bir şehre gidiyorsunuz, bütün tabelalar farklı, hiç birini okuyup anlayamıyorsunuz, ne hissedersiniz? Biz de böyle mi olalım? Üstelik bu tabelalardan sadece Türkçe konuşanlar değil, Kürtçe konuşanlar da bir şey anlamıyor. Çünkü Kürtçe standartlaşmış bir yazı diline sahip değil.Bir yerde dil farklılaşması olursa bu sadece eğitimden ibaret kalmaz, zamanla devlet kurumlarında, askeriyede her alanda dile göre kümelenmeler olur. Nitekim YPG, Suriye hükümeti ile yaptığı görüşmelerde, sadece Kürtlerden oluşan üç garnizonumuz olsun demiyor mu? Ordusu bölünen bir devlet kendini savunabilir mi? PKK/YPG bu ülke için bir sorundur ama daha büyük sorun; demokrasi ve insan hakları kisvesi veya üç beş oy için bu taleplere destek olan siyasetçilerin tutumudur. Ülkeleri örgütler değil, yönetenlerin gaflet ve ihaneti böler. Onun için siyasetçilerimiz, konuşurken, yazarken daha dikkatli olmalıdırlar. Her şeyi biliriz havalarından kurtulmalıdırlar. Suriye'de yapılan yanlışlar,   neyi ne kadar bildiklerini ve yöneticilik kalibrelerini  göstermiştir.

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —