Menü En Politik
Orhan Arslan

Orhan Arslan

Tarih: 19.03.2026 13:36

ÇANAKKALE’Yİ VE 18 MART’I UNUTMA!

Facebook Twitter Linked-in

AVRUPA NEDİR?

Avrupa bir coğrafyanın adı değildir; kurgulanmış, hayal edilmiş, inşa edilmiş kültürel, ekonomik, dini bir dünyadır.

Avrupa, ilk defa 1815 Viyana kongresinde, Şark Meselesi (Oryantalizm) meselesini resmen ortaya atmıştır. Şark Meselesi bir Hristiyan-Müslüman mücadelesidir. Şark Meselesi, Türkleri Avrupa ve Anadolu’dan atma projesidir.

Lozan Konferansının resmi adı: “Şark Meselesini Görüşme ve Çözme Konferansı’dır. Şark Meselesi, Avrupa’nın ve Avrupalının kafasından hiç çıkmamıştır; bugün bile…

1914 CİHAN SAVAŞI ÖNCESİNDE O KADAR DÜŞMANLARDIR Kİ,

İngiltere’den himaye (manda) talebimiz bile kabul görmemiştir. “Oklanmış Avımızdır” diye hiçbir devlet Osmanlıyı ittifaka davet bile etmemiştir. Rusya ise alay etmiştir. ABD: “Türkiye yok ki, elçi göndermeye ihtiyaç olsun” diyebilmiştir. Alman veliahdı; “Türkiye’nin ittifaka alınmasını, Almanya için büyük musibet sayarım” diyebilmiştir.

Kendi aralarında Osmanlı devleti çoktan paylaşılmıştır.

Yalnızlık ve müttefiksizlik en büyük derttir. Peki, ne yapılmalıdır?

Mustafa Kemal: “Topraklarınızı savunacak silahınız yoksa, tarafsızlık mümkün değildir; şimdi artık savaşmak zamanıdır” demektedir.

Savunmasız ölmektense, savunarak ölmek er kişinin harcıdır.

18 MART 1915 BOĞAZ HARBİ

İtilaf Donanması 18 savaş gemisiyle Saat 10.00'da, boğazı yarıp geçmek üzere gelmeye başladılar.

ANZAC askerleriydi bunlar. Anlamı; Avustralya, New Zeland Army Corps’un kısaltılmışı. “Avustralya Yeni Zelanda Ordu Birlikleri” demek.

Toplam 250 bini bulan bu askerlerin bir kısmı da fotoğrafçı, ressam, tarihçi, müzisyen, maceraperest vb. tatil ve eğlenceye gelenlerdi. Onlara Türkler öyle anlatıldı ki, İstanbul’da Osmanlı askerlerini teslim alırken tuvale resim çizecekler, makine ile fotoğraf çekecekler, gördüklerini yanlarındaki defterlere not alacaklar. Kısacası emsali görülmemiş bir eğlence ve macera yaşayacaklar.

Saat 12.00 olduğunda Türk tabyaları ağır hasar almış, ama ayakta kalan diğer topçularımızın hedefini şaşmayan mermileri İngiliz AGAMENNON zırhlısının çelik yeleğini parçalamış, INFLEXIBLE zırhlısının komuta köprüsü uçurulmuştu.

Savaşın en şiddetli anları yaşanıyordu. Türk topçuları Boğazı cehenneme çeviriyor, düşman zırhlıları da kıyı şeridindeki mevzilerimizi hallaç pamuğu gibi atıyor, kıran kırana bir savaş oluyordu.

Bu sırada Fransız GAULOIS zırhlısı aldığı ağır yaralarla saf dışı kalmış, yine Fransız BOUVET zırhlısı yırtılan çelik gömleğini yenilemek üzere geriye kaçarken, bir gece önce Yzb. Hakkı'nın NUSRET MAYIN GEMİSİYLE boğaza döşediği mayınlara çarparak 639 personeli ile birlikte karanlık limanın sularına gömülerek kayboluyordu.

BOUVET'in imdadına koşan Fransız SUFFREN ve GAULOIS da aynı akıbete uğramıştır. Saat 15.00'te İngiliz IRRESISTIBLE ve onu takiben 16.00'da INFLEXIBLE ve 10 dakika sonra OCEAN zırhlıları, tam ileri atılacaklarken mayına çarptılar. Böylece 6 saatte 3 büyük zırhlısını kaybeden, bir bu kadarı da ağır hasara uğrayan gemilerini acıyla seyreden Amiral De ROBECK, kalanları kurtarabilme telaşıyla saat 17.30'da boynu bükük çekilme emrini veriyordu.

Çanakkale Boğazında zafer kazanılmıştı.

NUSRET MAYIN GEMİSİ

Nusret mayın gemimiz, 18 Mart Boğaz Savaşından 10 gün önce, gece yarısından az sonra sisli bir havada, kıyıya paralel olarak 100'er metre aralıklarla ve suyun 4,5 metre altına, sessizlik içinde 26 mayın döşer.

Ertesi günlerde, Müttefikler tarafından keşif uçuşları ve mayın taramaları yapılmasına rağmen, bu mayınlar fark edilmez. Hatta Karanlık Koy'da mayın bulunmadığına dair rapor veren İngiliz Pilot, bu sürpriz mayınların başarısından bir gün sonra mahkeme edilerek kurşuna dizilmiştir. Mahkemenin reisi, pilotun babasıdır.

TARİHİ DEĞİŞTİREN 26 MAYIN

İngiliz Başbakanı Churchill hatıralarında diyor ki: "Birinci Dünya Harbi'nde bu kadar insanın ölmesine, harbin ağır masraflara mal olmasına, denizlerde 5,000 tane ticaret ve savaş gemisinin batmasına başlıca nedeni, Türkler tarafından bir gece önce atılan ve incecik bir çelik halat ucunda sallanan 26 adet mayındır."

KARA SAVAŞLARINDAN BİR KESİT

“Karşılıklı siperler arası sekiz metre, yani ölüm muhakkak. Birinci siperdekiler, hiçbiri kurtulamayarak kâmilen şehit düşüyor. İkinci siperdekiler onların yerine geçiyor.”

İki tarafın toplam kaybı 250 000

SEYİT ONBAŞI: VATAN SAVUNMASINDAKİ GÜÇ

Düşman ateşiyle, tabyalar hasar görmüş, ayakta kalabilen tek top vardı onun da mermi kaldıran vinci bozulmuştu. Seyit Onbaşı büyük bir güçle 215 Okkalık mermiyi üç kez kaldırarak namlunun ucuna sürmüş ve bu kahramanlığı ile Ocean gemisi büyük bir yara almıştı.

ÇANAKKALE’DE ALMANLAR

Gelibolu’da 250 000 Türk’ü şehit ve sakat bırakarak zayi eden Almanların niyeti, Osmanlıya yardım etmek değil, Türkiye’yi işgal etmekti. Elin Alamanı Türk’e niçin acısındı ki… Oraya Alman askeri gelmedi, orada Almanlar ölmedi, sayıları bir iki yüzü geçmeyen subaylar gönderildi sadece. Görevleri savaşı bitirmek değil uzatmak, İngiliz ve Fransız kuvvetlerini Gelibolu’da tutarak Alman cephelerinden uzaklaştırmaktı.

ATALARIMIZ 18 MART 1915’DE ÇANAKKALE DESTANINI YAZARAK;

Yurdumuzu bize ebedi vatan yaptı. Her hal ve şartta kahraman bir millet olduğumuzu bütün dünyaya gösterdi. Mustafa Kemal (Atatürk)’ü, hemen sonra başlayacak Milli Mücadele'ye kazandırdı. Türk milletinin eski kudret ve kuvvetini kaybetmediğini, bu ve buna benzer saldırılar, geçmişte olduğu gibi gelecekte de olursa üstesinden gelineceğinin beraatını sundu.

BU YAZIYI NİÇİN YAZDIM?

Aradan 111 sene geçse bile, “Kimi Hindu, kimi yamyam, kimi bilmem ne bela” olan saldırgan istilacılar, amaç ve hedeflerinden zerrece sapış göstermeden niyetlerini gerçekleştirmek için tetikte ve mevzide beklemektedirler.

Kim mi? Hangileri mi? Hepsi, kesin hepsi…

Ben kısa notlar düştüm. Menkıbelerle dolu bu savaşı bütün yönleriyle tekrar tekrar okuyun lütfen.

Urla İzmir, 18 Mart 2026 
Prof. Dr. Orhan Arslan


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —