Menü En Politik
Ayşe Baykal

Ayşe Baykal

Tarih: 17.03.2026 13:27

İlber Ortaylı’nın ardından…

Facebook Twitter Linked-in

Çocuk yaşlarda gittiğim yatılı okulda sık sık münazara yapılırdı. Hocalarımız tarafından bir münazara konusu verilir ve iki grup seçilirdi. Her grup belirlenen süre içinde görsel ve fikri anlamda hazırlık yapardı. Gruplar sadece jüriyi etkilemeye çalışmazdı, okulun diğer öğrencilerini de taraftar olarak kazanmaya gayret ederdi.
Bir münazara konumuz “Bireyin yetişmesinde aile mi, okul mu etkilidir?” idi. Ben bu konuyu hep yüzde 50 olarak değerlendirmişimdir. Çünkü sosyal çevre, arkadaş, okul benim için çok önemli. Ailemde öğrenemediğim birçok şeyi okuduğum okullarda, sosyal çevremde öğrendim…
Yaş aldıkça ve yaşananlara şahit olunca bu düşüncemin yanlış olduğunu anlıyorum. Evet; okulum, sosyal çevrem birçok şey öğrenmeme vesile olmuştu. Fakat bazı temel şeyler ailede öğreniliyordu.
Annem okuma yazma bilmez, çok istemesine rağmen babasının okula göndermediği bir kadın. Babam, üvey anne baskısından kaçıp büyükşehre gelen ve İstanbul gibi yerde var olma mücadelesi veren bir adam.
Babam okumayı çok severdi. Düşünebileceğiniz her sosyal alanda kitap elinden düşmezdi. Ve hatırı sayılır İslami ilim sahibi idi.
Annemin çiçekleri, babamın kitapları hep kavga konusu olurdu. Annem, babama “Ev kitap doldu, yine alıyorsun!” diye çıkışır; babam ise “Ben senin çiçeklerine bir şey diyor muyum?” diye cevap verirdi. Ama babam, anneme mutlu olsun diye saksı çiçeği alırdı yine de.
İyi ebeveyne sahip olmanın ne demek olduğunu,Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın vefatının ardından bir kez daha anladım ve babamı rahmetle yâd ettim.

Babam bilgisi ile bugünkü “hocayım” diye konuşanları cebinden çıkaran bir insan olarak; yaşına ve bilgisine rağmen, kendinden yaşça küçük, öğretmen birini görse hatır ederdi. “Bana bir harf öğretinin kırk yıl kölesi olurum.” öğretisinin ondaki karşılığı sadece elif cüzü öğreten değildi.
İlber Hoca vefat edince yapılan çirkin yorumları okuyunca “Biz nasıl böyle öğretilerden bugüne geldik?” diye düşünüyorum.
Bu adam 78 yaşına kadar kaç öğrenci yetiştirdi? Bir sürü kitaplar yazdı, ki kitaplarını severek okuyorum. Tarihi bana sevdiren kişidir, sadece bana değil tüm Türkiye’ye…
Peygamberimiz “Âlimin ölümü âlemin ölümü gibidir.” buyurmadı mı? Âlim denilince aklımıza sadece dini alanda kendini yetiştirmiş kişi mi geliyor? “Âlim”in kelime anlamı “ilim sahibi, bilen kişi” değil mi?
İlber Hoca’nın hayat tarzına, duruşuna katılmıyor olmamız bu gerçeği değiştirir mi? Neden hiç ilime, bilime saygımız yok bizim?
Kolay mı yetişiyor böyle insanlar? Çok üzülüyorum geldiğimiz noktaya.
Bu arada Tayyip Bey’e de İlber Hoca’nın naaşıyla ilgili gösterdiği hassasiyet için ayrıca teşekkür ediyorum. Bu kararı her şeye rağmen alması benim açımdan takdire şayan bir davranış…
İlber Hoca’ya rahmet, ailesine ve sevenlerine baş sağlığı diliyorum.

Ayşe BAYKAL

https://www.aysebaykal.com.tr/


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —