Seçim beyannamesini açıklayan Sn. Erdoğan (Salı 11 Nisan 2023);
“Kamuda mülakatların kaldırılmasından, gençlere bilgisayar ve telefon alımlarında vergi muafiyeti getirilmesine, kişi başına milli gelirin artırılmasından işsizliğin düşürülmesine kadar çok sayıda vaatlerini sıraladı” (MEDYA)
Ama seçimler bitti, Bakan Prof. Dr. Mahmut Özer gitti, yerine Prof. Dr. Yusuf Tekin geldi ve bir mülakat fikri ortaya attı.
Bakan Sn. Yusuf Tekin’in ısrarı ile uygulamaya geçeceği anlaşılan Milli Eğitim Bakanlığı’nın “öğretmen mülakatlarını” hangi esas ve usullere göre yapacağı şekillenmeye başladı.
Sn. Erdoğan’ın her atadığı kişinin (Bakan-Rektör-Genel Müdür vb.) arkasında durduğunu, refüze etmediğini, eleştirilere kulak tıkadığını ama zamanı geldiğinde çekinmeden “görevden af dilekçesini aldığını” uygulamalarından biliyoruz.
Şimdi bu konuda da bir grilim/ayrım/inatlaşma vb. yapılıyor gibi bir durum ortaya çıkıyor.
“Öğretmen mülakatlarında alan bilgisi ölçülecek.”
(Çok doğal)
“Mülakata giren öğretmenler, mülakatın son beş dakikasında jüriye hangi yanıtları verdiğini bir evraka yazacak ve altına imzasını atacak. Bu evraktaki yanıtlar, mülakat puanına ya da jürinin değerlendirmesine yönelik itiraz halinde açılacak. Üst kurul, değerlendirmesini bu veriler ışığında yapacak.”
(Bu nasıl olacak?. Mülakatın son 5 dakikası önemli, diğer zaman dilimi önemsiz mi olacak? Aday kafasını toparlayıp 5 dk. kağıda dökebilecek mi? İmla kurallarına dikkat edilecek mi?)
“Mülakatta herhangi bir haksızlığın yaşanmaması için jüri önünde yapılan tüm görüşmeler kamera kaydına alınacak. Kayıt sistemi gerek mülakat edilenin gerekse mülakat edenin lehine ve aleyhine yaşanacak tüm bilgilerin korunmasını sağlayacak.”
(Kim, kimi şikayet edebilecek? Bir Bakanlık alımlarda kamera kullanmazken, diğerinin kullanması bütünlük açısından doğru olacak mı?)
“Üst kurul, öğretmenlerden gelen itirazları bu kayıtları inceledikten sonra görüşecek. Aynı zamanda itirazlar karşısında jüri de bu kayıtlara dayanarak kendi savunmasını yapacak.”
Hayırlısı diyelim….