11.Ülkemizde müzik politikası, siyasetten sürekli etkilenmektedir. Sağlıklı bir kültür politikası belirlenmediği için; gelen Siyasi Partinin, Bakanın vb. görüşlerine göre şekillenebilmektedir. Yapılacak işlerde müzik sivil toplum örgütlerinin (STK) görüşlerine ihtiyaç duyulmalıdır. Alanda karar verenler, mutlaka müzik alanında çalışanlar olmalıdırlar. Müziğin sorunlarını, yine müzik alanı insanları çözmelidir.
12. YÖK bünyesinde eğitim yapan Konservatuvarların ve GSE Bölümü Müzik Eğitimi ABD’lerin lisans/yüksek lisans/doktora-sanatta yeterlik programları acilen elden geçirilmelidir. Ülkemizdeki Çok Sesli Müzik-Türk Müziği ayrımına son verecek çalışmalar yapılmalıdır. Şahsımın ortaya koyduğu ve sempozyumlarda sunduğu, “Ulusal Devlet Konservatuvarı” yapılanması masaya yatırılıp değerlendirilmelidir.
13. Türk Müziği, Türklüğün tarih sahnesinde yer almaya başlamasıyla birlikte ortaya çıkmış olup, atalarımızın tarihsel süreçte yaşadığı topraklara, coğrafyaya paralel olarak, farklı karakterlerle ve değişik sistemlerle karşımıza çıkmıştır. Elimizdeki ilk yazılı beste örneklerinin Farabi’ye (MS 870-950) ait olduğu kabul edilmektedir. Bu tarihten sonra da diğer büyük bestekar ve müzikologlarımız tarafından makamlarla, ses sistemlerimizle ilgili çeşitli eserler yazılmış, maalesef birçoğu kaybolmuş, ama günümüze ulaşanlarla bile, müziğimiz; sistemiyle, repertuvarıyla, çok zengin usul ve makam yapısıyla, dünyanın en önemli müzikleri arasında sayılmıştır. Türk Müziği’nin yaklaşık 5000 yıllık tarihi geçmişe sahip olduğunu söylemek yanlış olmayacaktır. Özellikle Anadolu’nun Türkler tarafından fethinden sonraki çağlarda, Selçuklu ve Osmanlı İmparatorluğu dönemlerinde çok mükemmel bir repertuvara, ses sistemine ve icra tekniğine ulaşan müziğimiz, biz farkında olamasak da bütün dünyada takdir edilen, incelemeye değer bulunan ve zevkle dinlenen, araştırılan, değerlendirilen, öğrenilen bir müzik haline gelmiştir.
14. “Türk Müziği/Musikisi” terimi, Türklerin Anadolu’ya beraberlerinde getirdikleri kültürün bir devamı olarak, burada kurup büyüttükleri devlet ve medeniyetlerin müziğini ifade etmektedir. Türklerin yaşadığı geniş coğrafya ve ilişkide bulundukları çeşitli toplulukların sağladığı etno-kültürel unsurlar nedeniyle zenginleşmiş ve renklenmiş büyük bir sentez sanatı olan Klasik Türk Müziği ve Türk Halk Müziği gelişimini en çok Osmanlı İmparatorluğu döneminde göstermiş, repertuvarının neredeyse tamamını bu dönemde oluşturmuştur.
Ney sanatçısı Timuçin Çevikoğlu’nun araştırmasına göre; “Eldeki kaynaklara göre teorisi ilk kez Urmiyeli Safiyüddîn (1224-1294) tarafından ortaya konan bu müziğin ilk gelişmiş örnekleri, efsânevî bestekâr ve nazariyatçı Meragalı Abdülkâdir (1360-1435)’e atfedilir. Önde gelen bestecileri, Şeyh Abdülâlî Efendi (?-1560), Hâfız Post (1630?-1694), Buhûrîzâde Mustafa Itrî Efendi (1640-1712), Kutbü’n-nâyî Osman Dede (1642?-1729), Enfî Hasan Ağa (1670?-1729), Zaharya (?-1740?), Tab’î Mustafa Efendi (1705-1770), Ebûbekir Ağa (1685-1799), Hacı Sâdullah Ağa (1730-1801), Küçük Mehmed Ağa (1734-1809), Tanbûrî İsak (1754-1814), Kömürcüzâde Hâfız Mehmed Efendi (?-1835?), Hammâmîzâde İsmâîl Dede-Efendi (1778-1846), Sultân III.Selîm Han (1761-1808), Dellâlzâde İsmâîl Efendi (1797-1869) ve Zekâî Dede (1825-1897) olan bu müziğin repertuarında Mevlevî Âyini, Kâr, Beste (Murabbâ ve Nakışlar), Semâî (Ağır semâî ve Yürük semâîler) gibi büyük hacimli sözlü formlar ile Peşrev ve Saz semâîsi gibi sözsüz formlar ve küçük hacimli bazı dînî eserlerle az sayıdaki şarkı formunda bestelenmiş sözlü eserler yer alır. Bu türün en önemli belirleyici unsuru, müziğin bestelenişi esnâsında bestecinin sâdık kaldığı klasik üslûptur. Eserin konusunu ve bestecinin kısmen somut ya da tamâmen soyut olarak işlediği konuya yaklaşımını da belirleyen bu üslûbun icrâ esnâsında korunması ve öne çıkarılması klasik icrânın vazgeçilmez şartıdır. Hacı Ârif Bey (1831-1885) ile özellikleri belirginleşen yakın dönemde küçük hacimli şarkı formunda eserler bestelenmişse de Klasik Türk Müziği’nin özgün form geleneği Tanbûrî Ali Efendi (1836-1890), Hacı Fâik Bey (1831-1891), Bolâhenk Nûri Bey (1834-1911), Muallim İsmâîl Hakkı Bey (1865-1927) ve Ahmed Avnî Konuk (1868-1938) gibi bestecilerin eserleri ile yakın döneme kadar gelebilmiştir. Ancak bu müzik, son 150 yıl içinde ciddî eğitim, araştırma ve icrâ kurumlarından mahrûm kalışı nedeniyle, süregelen meşk halkaları büyük ölçüde kırıldığından, gelenekten gelen makâm, usûl, form kullanımı, sazları, besteleniş üslûpları ve icrâ özellikleri bakımından bugün, dünkü zenginlik ve niteliğinden uzaklaşmış, yapısal olarak çok farklılaşmıştır. Bu fakirleşme ve özden uzaklaşma, en az 600 yıllık bir geçmişe sâhip, Klasik Türk Müziği’nin en büyük zenginliklerinden ve en önemli ayırıcı özelliklerinden biri olan makâm kavramı üzerinde belirgin bir şekilde gözlenebilir. Yakın dönemde bestelenen eserlerde makamların kullanılma oranlarını gösteren rakamlar, geleneğin devamı açısından korkutucu boyutlardadır. Cumhuriyet Dönemi’nde Türk Müziği Repertuarı üzerine en ciddî çalışma TRT tarafından yapıldığından, konuya ilişkin incelemeler TRT Türk Müziği Repertuvarı’ndaki rakamlara dayanmaktadır.” https://www.ayk.gov.tr/wp-content/uploads/2015/02/KLASİK-TÜRK-MUSIKİSİNİN-DÜNÜ-BUGÜNÜ-VE-YARINI
15. Türk müziği makamlarının insan üzerinde fiziki, psikolojik, duygusal etkileri olduğu bilinmektedir. Makamların duygular, organlar, gezegenler, burçlar, dört element ve dört hılt ile ilişkileri, Farabi, İbn-i Sina, Ebu Bekir Râzi, Hasan Şuuri, Hekimbaşı Gevrekzade Hafız Hasan Efendi, Haşim Bey gibi alimler tarafından tasnif edilmiştir.
Müzik, insanları bir hipnoz hali oluşturarak etkilemiş ve kitlelere zaman zaman yön vermiştir. Müzik, duyguları yoğunlaştıran bir özelliğe sahip olduğundan, pek çok medeniyetlerde dini duyguların güçlenmesinde, hastalıkların tedavisinde oldukça yaygın bir yöntem olarak kullanılmıştır.
Örnekler:
Farabi, “Musiki-ul-kebir” adlı eserinde müziğin fizik ve astronomi ile olan ilişkisini açıklamaya çalışmıştır. Türk Müziği makamlarının ruha olan etkileri Farabi’ye göre şöyle sınıflandırılmıştır:
1. Rast makamı: İnsana sefa (neşe-huzur) verir.
2. Rehavi makamı: İnsana beka (sonsuzluk fikri) verir.
3. Kuçek makamı: İnsana hüzün ve elem verir.
4. Büzürk makamı: İnsana havf (korku) verir.
5. Isfahan makamı: İnsana hareket kabiliyeti, güven hissi verir.
6. Neva makamı: İnsana lezzet ve ferahlık verir.
7. Uşşak makamı: İnsana gülme hissi verir.
8. Zirgüle makamı: İnsana uyku verir.
9. Saba makamı: İnsana cesaret, kuvvet verir.
10. Buselik makamı: İnsana kuvvet verir.
11. Hüseyni makamı: İnsana sükunet, rahatlık verir.
12. Hicaz makamı: İnsana tevazu (alçak gönüllülük) verir.
Hekimbaşı Gevrekzade Hasan Efendi’nin “Emraz-ı Ruhaniyeyi Negama-ı Musikiye” adlı eserinde, çocuk hastalıklarına iyi gelen makamlar şöyle belirtilmiştir:
1.Irak Makamı: Çocuktaki menenjit hastalığına faydalıdır.
2.Isfahan Makamı: Zekâ, zihin açıklığı verir ve soğuk algınlığı ve ateşli hastalıklardan korur.
3.Zirefkend Makamı: Felç ve sırt ağrısına iyi gelir, kuvvet hissi verir. 4.Rehavi Makamı: Tüm baş ağrılarına, burun kanamasına, ağız çarpıklığına, felç ve balgam hastalıklarına iyi gelir.
5.Büzürk Makamı: Beyin, kulunç ağrılarına iyi gelir, kuvvetsizliği ortadan kaldırır.
6.Zirgüle Makamı: Kalp, beyin hastalığı, menenjit, mide harareti, karaciğer ateşine iyi gelir.
7.Hicaz Makamı: İdrar yolu hastalıklarına iyi gelir.
8.Buselik Makamı: Kalça, baş ağrısı ve göz hastalıklarına iyi gelir.
9.Uşşak Makamı: Ayak ağrıları ve uykusuzluğa iyi gelir.
10.Hüseyni Makamı: Karaciğer, kalp hastalıklarına, nöbet, gizli hummalara iyi gelir.
11.Neva Makamı: Buluğ çağına ulaşmış çocuğa, kalça ağrısına, gönül sevincine iyi gelir.
16. Önce bir yanlışı düzeltelim, “Müzik, ruhun gıdası” değil, “Ruh, müziğin gıdasıdır.” Çeşitli uygarlıklar, yüzyıllar öncesinde müzik frekanslarını ritüellerinde, ayinlerinde ve genellikle Sanskritçe olan dini hece veya şiirlerinde kullandılar. Yapılan araştırmalar, müziğin insan bedeni ve ruhu üzerinde olumlu etkilerinin olduğu ispatlıyor. Müzik frekansları, ruh – beden – zihin dengesi üzerinde fayda sağlıyor. Bu frekanslar ile beyin dalgaları düzenlenebiliyor, çakralarınız dengelenebiliyor.
17. Müzik frekansı, müziğin birim zamandaki titreşim sayısına verilen isimdir. Birimi ise (Hz) “Hertz”dir. Müziğin saniye bazında titreşimi ile Hertz değerine ulaşılır. Dolayısıyla, frekans ile müzik doğru orantılıdır, frekans ne kadar yüksek olursa müzik o kadar yüksek algılanır. Uluslararası Standardizasyon Örgütü tarafından 1955 yılında 440 Hz olarak kabul edilerek standartlaştırılan A4 (Orta La) sesi, günümüzde de kullanılmaktadır.
6 Ana Müzik Frekansı vardır:
1.’Do’ – 396 Hz / Kederi Neşeye Dönüştürme, Suçluluk ve Korkuyu Özgürleştirme
2.’Re’ – 417 Hz / Geçmiş Yaşam Travmalarını ve Olumsuzluğu Şifalandırma
3.’Mi’ – 528 Hz / Dönüşüm, Mucizeler ve DNA Onarımı, İç Huzur
4.’Fa’ – 639 Hz / Yeniden Bağlanma ve İlişkileri Dengeleme ve Şifalandırma
5.’Sol’ – 741 Hz / Sorunları Çözme, Duygusal İstikrarı Artırma
6.’La’ – 852 Hz / Evren ile Uyum & Benlik, Manevi Düzene Dönüş
Bu ana frekanslar dışında olan bağlantılı 3 frekans vardır:
174 Hz / Ağrı ve Gerginliği Azaltma
285 Hz / Enerji, Güvenlik ve Hayatta Kalma
963 Hz / Gerçek Doğaya ve Birliğe Dönüş
BKZ: https://www.acikbeyin.com/frekanslar-sifa-ve-muzik/?
Kısacası; Ses ve müziğin çeşitli etkileriyle ilgili araştırmalar geliştikçe bu konunun ne kadar önemli olduğu ve bu etkilerden bilinçli olarak yararlanıldığında yaşantımızda ne kadar olumlu etkiler meydana getirebildiği gözler önüne seriliyor. Ve bu etkileşim aslında çok da somut. Çünkü müziğin zihnimizde ve duygularımızda uyandırdığı etkiler bir yana ses titreşimlerinin madde üzerindeki somut etkileri artık çok iyi bilinen bir konu. Yani müzik, bedenimizin her hücresi üzerinde çok çeşitli türde etkiler meydana getirebiliyor.
TRT Arşivi kayıtlarına göre repertuvarda örneği bulunan makamların sayısı 300’e yakındır. Aynı verilere göre TRT Repertuvarında yer alan bestelerin makam sıralaması da şu şekildedir;
1. Hicaz Makamı / Garip Dizisi (THM)
2. Nihavend Makamı /Sol Müstezat Dizisi (THM)
3. Hüzzam Makamı / Tatyan Dizisi (THM)
4. Rast Makamı (Sol Müstezat (THM)
5. Kürdîlihicâzkâr Makamı
6.Uşşak Makamı / Yahyalı Kerem Dizisi (THM)
7. Hüseyni Makamı / Yahyalı Kerem Dizisi (THM)
8. Mahur Makamı (Sol Müstezat (THM)
9. Muhayyer-Kürdi Makamı
10. Hicazkar Makamı /
11. Segah Makamı / Muhalif Dizisi (THM)
12. Karcığar Makamı/ Düz Kerem Dizisi (THM)
13. Suznak Makamı
14. Saba Makamı/ Kalender Dizisi (THM)
15. Acem-Aşiran Makamı
16. Acem-Kürdi Makamı
17. Muhayyer Makamı
18. Buselik Makamı
19. Evc Makamı
20. Bayati Makamı