Göktan Ay

Tarih: 24.01.2026 12:31

Palet Türk Müziği İlkokulu’ndan Geleceğin Sanatçıları Çıkacak mı?

Facebook Twitter Linked-in

Funda Karayel, Bilal Erdoğan’ın sahibi olduğu Palet Okulları Türk Müziği İlkokulu’ndan yapılan davete icabet etmiş. Yazısına: “Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın eşi Emine Erdoğan'ın katılımıyla Palet Türk Müziği İlkokulu'nda düzenlenen programda, Türk müziğinin ortak değerler etrafında toplumu birleştiren köklü bir miras olduğu vurgulandı. Küçük yaşta nitelikli müzik eğitiminin önemine dikkat çekilen etkinlikte, gelenekle geleceği buluşturan eğitim anlayışı öne çıktı.” diye başlamış. 

https://www.sabah.com.tr/trend/galeri/magazin/emine-erdogandan-kultur-ve-sanat-mesaji-turk-muzigi-bizi-bulusturan-koklu-bir-miras/4

Ve devam etmiş: “Bir çocuğun ezgiyle ilk karşılaşmasını düşünün. Henüz kelimeleri tam seçemezken, bir makamın içinde kendini bulmasını…Müziğin onun için bir ders değil, bir oyun; bir zorunluluk değil, keşif oluşunu. İşte bazı okullar vardır, insanı tam da bu hayalin içine çeker. Ben böyle bir okulla tanıştım. Hayran kaldım. Palet Türk Müziği İlkokulu'nda, Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi'nin davetiyle katıldığım programda öğrencilerin Türk Sanat Musikisi alanındaki üstün başarılarını gururla izledik.”

Sürekli yazıyoruz, ama medyada köşe yazarlarımız alanımızla ilgili olmadıkları için terminolojimize dikkat etmiyorlar. “Türk Musıkisi”, artık yerini “Türk Müziği” olarak kullanılmalıdır. Yeni neslin akıcı ve doğru kullanımı için bu şarttır. İlk Türk Müziği Konservatuar, ilk öğrencisi olarak 1975’li yıllarda çok kullanılan bu dil artık devrini tamamlamıştır. Bazılarının ısrarla iddia ettiği gibi “Musıki” yerine “Müzik” kullanmak, eserlerin/yapının değerini asla yok etmez/küçültmez… Tıpkı, yıllarca “alaturka, alafranga” ayrımı yapıldığı gibi. Türk müziği “alaturka bir müzik” değildir. Alaturka, genel bir yaşam tarzıdır.

YETEV Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Bilal Erdoğan'ın açılışıyla başlayan programda, Emine Erdoğan; "Türk Müziği'nin bizi ortak değerlerde buluşturan köklü bir miras olduğuna" dikkat çekti. Sahnede söylenen her cümlede ortak bir inanç vardı: Ülkemizi uluslararası ölçekte temsil edecek hakiki sanatçıların, küçük yaşlarda ve doğru bir eğitim anlayışıyla yetişmesi gerektiği. Palet Türk Müziği İlkokulu da tam olarak bu fikri kendine düstur edinmiş durumda. Bu yolculuğun ilkokulla sınırlı kalmaması; ortaokul ve lise kademeleriyle öğrencileriyle birlikte büyüyerek devam etmesi hedefleniyor. Burada eğitim, sadece müzikal bir donanım kazandırmakla kalmıyor; geleneğin gelecekle buluştuğu bu anlayışta müzik edep, nezaket ve asaletle birlikte düşünülüyor. Sahneye çıkan bir çocuğun sadece iyi bir icracı değil, duruşuyla da bir sanatçı olması amaçlanıyor. Palet Türk Müziği İlkokulu, yeteneği olan tüm çocukları bu renkli ve derinlikli çatının altında buluşturmak için yola çıkmış bir kurum. Bir çocuğun yolu bir müzik okuluna düşüyor ve o çocuk, notaların arasından yürüyerek kendini buluyor. Ülkemde böyle güzel şeyler oluyor. İnsan bunun tesadüf değil, bilinçli bir iradenin ürünü olduğunu hissediyor.”

Funda Karayel’inEmine Erdoğan'ın hitabında dikkatini çeken yerler şöyle; 

1/Kendi müziğimizi evrensel olanla birlikte dinlemenin insana eve dönüş hissi verdiğini, 

2/Türk müziğinin ortak değerlerimiz arasında bizi birleştiren temel unsurlardan olduğunu vurguladı ve ekledi çünkü o evde anlaşıldığımızı, kabul gördüğümüzü, oraya ait olduğumuzu biliriz. 

3/İşte bu yüzden müzik, toplumu birbirine görünmez bağlarla bağlayan, farklılıkları duyguların odasında eriten ve milli kimliğin oluşumunda temel bir rol üstlenen, vazgeçilmez bir unsurdur. 

4/Milli kimlik krizi derinleşiyor, tüketim odaklı bir toplum modeli yaygınlaşıyor ve kültür emperyalizmi her an yeni bir zihni daha işgal ediyor. 

5/Dünyayı bir günde değiştirmenin imkanı elbette yok. Ama dünyanın bizi değiştirmesini tanınamaz hale getirmesini önlemenin yolları var. Bunların en başında da kültür sanat alanına yapılacak nitelikli yatırımlar geliyor. Çünkü sanat yaşadıkça, insanlara dokundukça, ufuklarını genişletip ruhlarını güzelleştirdikçe, dünya da güzelleşiyor. 

6/Bugün küresel bir fenomene dönüşen bazı müzik türlerinin başta çocuklar ve gençler olmak üzere insanları nasıl şiddete yönelttiğini hep birlikte görüyoruz. 

7/Ne yazık ki tüm dünyada gençler ağır hakaretler, çirkin düşünceler, cinsel içerikler ve şiddet içeren sözlerin kullanıldığı bir müzik furyasıyla kuşatılmış durumdalar. Kimlik arayışındaki birçok genç, rol modellerini böyle bir dünyada arıyorlar. Yapılan araştırmalar, gençlerin günde ortalama 2 saat müzik dinlediğini ve müzik kliplerinin yüzde 75'inin uygunsuz haller, şiddet, alkol ve sigara kullanımına özendiren unsurlar içerdiğini söylüyorlar. 

8/Halbuki müzik ruhun gıdasıdır. Ancak görüyoruz ki sanatsal bağlamından koparılan medeniyet kökleri kurutulmuş müzik, yeri geliyor ruhun zehri de olabiliyor. 

9/O nedenle kültür-sanat hayatımızı zenginleştirecek ve kültürel mirasımızla gençler arasında köprüler kuracak bir çaba içinde olmalıyız. 10/Şahsen mimarisi, çalışma atölyeleri, müzesi son derece iyi kurgulanmış müfredatı ve öğrencilerine sunduğu sayısız imkanla Palet Türk Müziği İlkokulu'nun örnek bir kültür yatırımı olduğu kanaatindeyim. İnanıyorum ki buradan mezun olacak evlatlarımız Türk müziğine can suyu olacaklardır.

Sevgili Funda Karayel’in paragrafını maddeledim. Çünkü, E.Erdoğan’ın kısa konuşmasında bunlar yok. Ya konuşmayı kısaltmış ya da fazla abartmış

Biz Emine Erdoğan’ın yukardaki alıntısından şunu vurguladığını görüyoruz; 

"Türk Müziği bizi ortak değerlerde buluşturan köklü bir miras" Evet, çok doğru. 

Elbette, “Ülkemizi uluslararası ölçekte temsil edecek hakiki sanatçıların, küçük yaşlarda ve doğru bir eğitim anlayışıyla yetişmesi gerektiği” bir gerçek.... 

“Palet Türk Müziği İlkokulu’nun ilkokulla sınırlı kalmaması; ortaokul ve lise kademeleriyle öğrencileriyle birlikte büyüyerek devam etmesi” İnşallah.... “Burada eğitim, sadece müzikal bir donanım kazandırmakla kalmıyor; geleneğin gelecekle buluştuğu bu anlayışta müzik edep, nezaket ve asaletle birlikte düşünülüyor. Sahneye çıkan bir çocuğun sadece iyi bir icracı değil, duruşuyla da bir sanatçı olması amaçlanıyor.” Katılıyoruz.  “Palet Türk Müziği İlkokulu’nda bir çocuğun yolu bir müzik okuluna düşüyor ve o çocuk, notaların arasından yürüyerek kendini buluyor. Ülkemde böyle güzel şeyler oluyor. İnsan bunun tesadüf değil, bilinçli bir iradenin ürünü olduğunu hissediyor.” Çok önemli bir yatırım. Ancak Bu okul ve müze konusunda özellikle terminolojik hatalar olduğunu iki yazımla belirtmiştim. Ancak, Kurucu Temsilci İTÜ TMDK Mezunumuz Yüce Gümüş olmasına rağmen, bir kere dahi aramadı, davet etmedi ve aynı yanlışlar DEVAM EDİYOR.(Kabak Kemane gibi. Artık Kabaktan yapılmıyor, sadece “Kemane”, “Meslek sazı” değil, Meslek Çalgısı” olmalıdır.) Zaten derslere ücretli giden kadronun çoğu TMDK’lı bu da iyi bir şey…
Funda Karayel devam ediyor. YETEV Vakfı Mütevelli Heyet Başkanı Bilal Erdoğan'ın konuşmasından aklımda kalanlar ise şöyle: 

"Bir çocuğun müzik yeteneği olacağı düşünülse muhtemelen yönleneceği istikamet Batı müziği üstatları olacak.”

İstiyoruz ki eşit şartlarda rekabet edebilelim ve 6 yaşında yeteneği keşfedilmiş çocuklarımız Türk müziğiyle, müzik eğitimine başlasınlar. Her yıl binin üzerinde bize kâh başvuranlar, kâh bizim Üsküdar ilçesinde yaptığımız taramalarda bulduğumuz yetenekli çocuklar içerisinden sadece 24 tanesini okulumuza alıyoruz. Yeteneğe göre karar veriyoruz, ailenin maddi durumuna göre de burslandırıyoruz. Burada Türk müziğinin geleceğine dair çalıştaylar yaptık, yapmaya devam ediyoruz."
Erdoğan devam etmiş: “Palet Türk Müziği İlkokulu, Montessori eğitiminin çocukların merak ve keşif duygusunu merkezine alan yaklaşımını, Türk müziğinin köklü geleneğiyle buluşturan çok özel bir eğitim modeli sunuyor. Çocukların kendi kararlarını verebilen, sorumluluk alabilen ve öğrenmekten keyif duyan bireyler olarak yetişmesini hedefleyen bu vizyon, haftada birkaç saatlik bir yan etkinlik değil; eğitimin ruhu. Alanında uzman akademisyenler, Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçıları ve TRT sanatçılarından oluşan ihtisas kadrosu, çocukları sadece notalarla değil makamlarla, usullerle ve bu toprakların hafızasıyla tanıştırıyor. Ezgiler, sınıflarda yankılanan bir ses olmanın ötesine geçip, karakter inşa eden bir dile dönüşüyor.

Bilal Erdoğan’ın konuşmasına yorumlarımız ise şöyle:

1/ “Batı müziği” yanlış bir terim. 20.yy da artık “Çok Sesli Müzik” kullanılıyor. 

2/Bu evrede (6-7 yaşta) çocukların ince motor becerilerindeki belirgin ilerlemeyle birlikte, onların el-göz koordinasyonunu destekleyen çocuk piyano ve temel ritim aletleri tercih edilmesi, müzik eğitiminde verimliliği artırır. Özellikle piyano tuşlarının büyüklüğü, bu yaş grubuna uygundur. O nedenle, tampere sistemini (Müzikte eşit düzenli sistem. Bir sekizlinin (oktavın) 12 eşit parçaya bölünmesiyle sağlanmıştır. Çok Sesli Müzik  tampereman sistemdir) öğrenmek için önce  Çok Sesli Müzik ile başlaması doğaldır.

3/Çalışmalar sonucunda çocukların gelişimine katkı sağlayacak 6-7 yaş gurubu kurslar şunlar olabilir:

Bale kursu, Halk oyunları kursu, Dans kursu, Müzik kursu, Gitar kursu, Piyano kursu, Keman kursu, Yaratıcı drama kursu, Ritim perküsyon kursu, Zarafet kursu, Orff kursu.

4/ “24 tanesini okulumuza alıyoruz.” İnanlardan “tane” diye bahsedilmez.

5/ “Maddi durumuna göre burslandırmak” çok doğru bir yöntem. Teşekkürler... 

6/ “Burada Türk müziğinin geleceğine dair çalıştaylar yaptık, yapmaya devam ediyoruz." 20 yıldır “Müzik alanında” tek yazarım ve 42 yıllık İTÜ TMDK’lıyım. 31adet “Türk Müziği Sempozyumu” düzenledim, hiç bir bilgim yok! En azından çalıştayların sonucu gönderilse köşemde yayımlardım.

7/ Bu okulda uygulanan “Montessori eğitimi”, çocuğa bilgiyi empoze etmek yerine çocuğun doğasında var olan öğrenme isteğini gerçekleştirecek programa yönelik bir eğitim yöntemidir. Montessori eğitimi ve eğitim materyalleri çocuğun gelişimine ve öğrenmesine büyük katkı sağlamaktadır. 

Acaba bu sistemin ülkemizde bu okulda  başarılı olup olmadığı araştırıldı mı? 

Öğretmen ve öğrenci çıktıları alındı mı?

8/ En sevdiğimiz bölüm:

“Çocukları sadece notalarla değil makamlarla, usullerle ve bu toprakların hafızasıyla tanıştırıyor. Ezgiler, sınıflarda yankılanan bir ses olmanın ötesine geçip, karakter inşa eden bir dile dönüşüyor.”

İnşallah diyelim…

 

 


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —